Rububiyet Nedir.?


Hamd, Alemlerin Rabbi ALLAH Subhânehû Ve Teâla 'ya mahsustur. Salâtü Selâm Resûlullah'a, A'line, Ashabına ve de Kıyamete kadar O'nun yolunu takip edenlerin üzerine olsun.

Rububiyet kainatın işleyişindeki fiileri ve Allah'ın bu fiillerle eşyayı terbiye edişini anlatırken; Uluhiyet ise bu işleyiş sırasında ortaya çıkan bütün mahsulatın yine Allah'a ait olduğunu ifade eder.
Tevhid-i ulûhiyet, Cenâb-ı Hakk'ın zâtını bir bilmek, O'nu her türlü şerikten tenzih etmek. Zaten, tevhid denilince akla hemen gelen de budur. "Lâ ilâhe illâllah" kelâmı, bu tevhidi ifade eder.

ALLAH Subhânehû Ve Teâla ismi zikredildiğinde bütün kemal sıfatlar ve bütün güzel isimler de birlikte yâd edilmiş olur: Allah ezelîdir, Allah ebedîdir, ALLAH Subhânehû Ve Teâla Rahman'dır, ALLAH Subhânehû Ve Teâla Rahim'dir, gibi?

İşte ALLAH Subhânehû Ve Teâla isminin ifade ettiği bütün mânâları düşünmek, bizi tevhid-i rububiyete götürür. Yâni, her şeyi kademeli olarak terbiye edip bir kemal noktasına erdiren, onu faydalı bir varlık hâline getiren ancak Allah'tır. Bu terbiye fiili, bu rububiyet, bütün İlâhî sıfatlarla ve bütün mukaddes fiillerle icra edilmekte ve üzerinde İlâhî isimlerin okunduğu bir eser çıkmakta ortaya. İşte Allah, bu eserin hem Hâlıkı (yaratıcısı)dır, hem Rabbi (terbiye edicisi)dir.


Terbiye edici, mülk ve iktidar sâhibi, efendi, yönetici, idare edici, nimet verici ve tamâmlayıcı" gibi mânâlara gelir. Tevhîd: "Birlemek, bir kılmak" demektir. Rubûbiyyet tevhîdi ise: "Allâh Subhânehu ve Teâlâ'yı fiillerinde birlemektir." Nitekim İmâm İbn Ebi'l-İzz rahîmehullâh rubûbiyyet tevhîdi hakkında şöyle demiştir: "Her şeyi yaratanın Allâh olduğunu, kâinatta sıfât ve fiilleri birbirine denk iki yaratıcı olmadığını ikrar etmek buna girer.
 Şerhu'l-Akîdeti't-Tahâviyye: 1/25.

Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh'a mahsustur."

(Fatiha Suresi Ayet  1/2)

"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Azîzu'l-Gaffâr'dır (üstündür, çok bağışlayıcıdır).

 (Sad Suresi Ayet 38/66)

(ALLAH) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde O'na ibâdet et ve O'na ibâdette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?

 (Meryem Suresi Ayet 19/65)

Rubûbiyyet tevhîdi, Allâh Subhânehu ve Teâlâ'nın yaratan, yaşatan, yöneten, idare eden, hüküm veren, işleri dengede tutan, rızık veren, dirilten ve öldüren… olduğunu tasdîk ve ikrar etmektir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allâh'tır. İyi bilin ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allâh ne yücedir

 (Araf Suresi Ayet 7/54)

"De ki: 'Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten. 'Allâh!' diyecekler. De ki: O hâlde, Allâh'a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?

 (Yunus Suresi Ayet 10/31)

"Hüküm vermek yalnızca Allâh'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye ibâdet etmemenizi emretmiştir.

 (Yûsuf Suresi Ayet  12/40)

Kâinatta Allâh Subhânehu ve Teâlâ'nın dilediği şey olur, dilemediği şey olmaz. Göklerde ve yerde olan her şey ve herkes O'nun yarattığı kuludur. O'nun izni olmadan hiçbir şey yapamazlar ve isteyemezler. Kâinatın tasarrufu O'nun elindedir. O'nun hükmü ve egemenliği altındadır. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

"Bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülkü tasarrufu Allâh'a aittir. O, dilediğine azâb eder, dilediğini de bağışlar. Allâh, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

 (Mâide Suresi Ayet 5/40)

Şeyh Hâfız el-Hakemî rahîmehullâh rubûbiyyet tevhîdine dair şöyle demiştir: "(Rubûbiyyet)Allâh'ın her şeyin Rabbi, mutlak sâhibi, yaratıcısı, çekip çeviricisi, onda tasarrufta bulunanı olduğunu, egemenlikte hiçbir ortağının bulunmadığını, hiçbir kimseyi zilletten dolayı velî edinmediğini, emrini geri çevirecek ve hükmünü red edecek hiç kimsenin olmadığını, O'na karşı durabilecek bir zıttı, O'nun bir benzeri, O'nun bir adaşı bulunmadığını, rubûbiyyetin ihtiva ettiği mânâlardan herhangi birisinde isim ve sıfâtlarının gereklerinden herhangi bir hususta O'nunla çekişebilecek herhangi bir kimsenin olmadığını, kesin bir inanç ile kabul ve ikrar etmektir.

Hâfız el-Hakemî, A'lâmu's-Sunneti'l-Menşûra: 41

اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةً
«Allah'ım Ümmet-i Muhammed' umûmi bir rahmet ile merhamet eyle!»" (Ali el-Müttakî,no: 3212, 3702)
Dua eder dua beklerim Abilerim ,Ablalarım,Kardeşlerim hacı ahmet ünlü kardeşiniz.

Son Fotoğraflar

Tüm Fotoğraflar